19 Mart 2012 Pazartesi

Tuvalet Eğitimi Güncesi

Kaan'a tuvalet eğitimine başlayalı nerdeyse 2 ay oldu ve ben erteleye erteleye yazmayı bugün bismillah deyip start verdim affola gecikme için
gerçi başta yazmaya başlasaydım şuana kadar edindiğim bilgiler ve tecrübe belki yerinde olmayacaktı..




Annem onlarda olduğum zaman zaafında hep Kaanın altını açıp tuvalete oturtuyordu yada bezini çıkarıp hava alsın diye gezdiriyordu, bende panikle yaa anne altına yapıcak derken yapıyodu yanımda yedek kıyafetim az 
ama anne hava soğuk üşüycek malum çok hasta oluyor vs vs vs.. 
bez bağlardım
birde Kaan 2 yaşını geçmesine rğmen hala konuşamıyor bildiği kelimeler sınırlı ayrıca en basit cümle dahi kurmuyor nasıl söyleyecek çişini nasıl çişim var kakam geldi diyecek ki önce bi konuşsun anne 
ayrıca yaz gelsin hava ısınsın 
annem ev doğalgazlı değilmi petekler yanmıyormu sıcak değilmi e daha ne 
bi cesaret 


nedense o gün o cuma günü (bu arada emzirmeyide cuma bırakmaya başladım diyenlerden ve cuma gününün ehemmiyetine inanan ben bir cuma evet yarın haftasonu olsada eğitim yarım kalsada haftabaşı başlaman gerek diye sözler kafamdan geçsede)
birde evde bez stoğu azalıyordu ...
Kaan kaka yapacağı vakit ortalardan kaybolur veya kapı arkalarında ıkınırdı yani belli ederdi ,
yine kapı arkasına geçtiği vakit tuttugum gibi taa 1 yıl önce müzikli sifon sesli bilmem neli diye aldığımız ve banyoda süs diye nerdeyse duran lazımlığa oturtuverdim şaşkın ifade ile gözlerime baktı; Kaan hayır der gibiydi hadi oğlum buraya yap dedim biraz kızgındı ama tam yapacağı anada oturduğu için kaka sını yapıvermişti
kalkınca baya şaşırdım hiç beklemiyordum
çünkü nette veya duyduğum şeylerde özelikle kaka sorunu yaşandığı idi.
daha evvelindede kaan ı oyun niyetine oturtup çiş yaptırdığımız olmuştu 


işte o lazımlık



ve böylelikle yapılan kakanın ardından o bezi ogün yatana kadar takmadım 
her 1 saatte bir hatta abartıp yarım saatte bir çiş varmı oğlum hadi otur oğlum yapalım gel beraber oğlum...
kızıyordu bazen eee der gibi
günde kaç kere pijama değiştirdik 
çişi olduğu halde oturunca yapmayıp 10 dak sonra pijamasına yaptığı çok oldu
kızmamaya çalışıyordum çünkü öyle öğrenecekti ıslana ıslana
böyle olmayack dedim
malum Ankara kışı araba da kullanamayınca alıştırma küloduna ihtiyacım vardı araştırdım araştımacı anne ben konumdur :)
babyneo yu daha önce mağazada görmüştüm diğer sevibebe fala ise çok inceydi kushies i keşfettim sadece bebeshopta vardı zaten en memnun kaldığım ürün aldığım ve hemen ertesi günü öğlen elime ulaştıran sitedir kendisi gezinirken külot atlette aldım beraberinde
ertesi gün öğle vakti elimde oldu ürünlerim gözle görmeyince bilemiyorsun genelde alıştırma külotlarının bacak lastiklerinin çok sıktığı söylenmiş bir beden büyük sipariş vermiştim keşke tam bedenimizi alsaymışım  
bu anlamda alacaklara duyurulur çocuğunuzun kilosu ne ise onu alın!
Kaan pek sevmedi bende öğle uykularında arada takmaya başladım alıştırma külodunu
istemedi giymek


işte o alıştıma külodu


aldığım külotlar işe yaradı Allahtan çok şükür ki Kaan kaka konusunda çok canımı sıkmadı bazen sorun oldu onuda külodu tuttu bu yuzden külot; ev,yer,halı sağlığı açısından önemli !


alınan atlet külotlardan bazıları 




bu arada bahsettiğim lazımlık durduğu yerde oksitlenip bozulmuş tam işimize yarayacağı anda çalışmadı eşim tamir etmeye çalıştı ama ııı :/
oğlum sifon sessiz, ödül müziksiz yaptı hep biraz dar mı yoksa benim oğlanmı paşa gibi oturmak istedi bilinmez çoğu zaman pipi dışarda kalıp çiş kaçırdı
baktım kaka temizlemek zor oluyo acilinden bu arada not: Ankara yıllarca görmediği karı gördü öyle kar yağdıki buzlanan sokaktan dişarı çıkamayıp evde kaldık - real de çocuk haftası varmış çokta uygun fiyata bi klozet adaptörü aldık 


işte o adaptör


amma velakin Kaan paşam işin geldiği şekilde ayakları yere değecek veya yayılacak şimdilerde lazımlığı kullanıyor.


o haftasonu dışarı çıkarken bez bağladık 
hafta içi yine eğitime devam çok zor olacak Allahım sabır 3. hafta öyle ... hafta sonu dışarı çıkarken bezle ama kaan beze çiş yapmıyordu bende artık dışarı çıkarkende bezlememeye başladım
geceleri ise malum uyku tulumu giyiyoruz ve Kaan a daha güvenemediğim için bezliyorum 
bi yakınımız dikkat et çocuklar gece değil sabah çiş yapar dedi gerçekten Kaanın bezi sabaha kadar kuru kalıyordu sabah yapıyordu bazen bez çişli bazen çişsizdi çok şükür bez bağlamama rağmen 1 haftadır çiş yok yalnız yatmadan sıvı tükettirmiyorum 
ve uyanır uyanmaz kendisi çiş diyo bi heyecanla koş lazımlığa 
öyle ki oyun oynarken çişi olsa dahi gitmeyeceğim diye inat edip baba varsa naz yapıp anne değil baba götürsün veya anneanne götürsün 
oyunu bırakmayıp o anki oyuncağı taşıyoruz mesela banyoya söz gelimi oyuncağında yapsın çiş hadi birlikte gidelim diyorum 


evet o ışıklı kumaldalı arabasıyla çiş yaparkenki görüntülerimiz






geçen hafta ilk defa avm ye gittik bezsiz çünkü alışverişe çıkınca annemlere bırakıyorduk ordada adaptörü var annem yaptırıyordu 
evden çıkmadan oturttuk yaptı avm de dolaştıkta sonra hadi oğlum tuvalete gidelim çiş varmı dedim ııı dedi yinede gitmek istedim
gittiğimiz avm de emzirme odasında çocuklar için tuvalet lavabo ve çocuk boyunda kağır havlu tuvalet kağıdı vs olan bölüm var
meğerse o klozette bile popo kayıyormuş bir telaş bir korku ıı yok yapmıyor belkide çişi yok (poposu küçük oğlum)
o arada her yere ellenir tuvalet kağıdı sökülür sifona basılır e oğlum 


2. denememizde şükür az da olsa yaptı işin eğlencesi ona yakın olan lavaboda el yıkamakta


bu arada keşke her avm de o tuvaletlerden olsa
çünkü evime yakın başka bir avm de gene haftasonu normal tuvalette 20 kişilik bir sıra bekleyip girdiğim tuvalette baya zor yaptırdım koklamadığım bi tuvalet kalmıştı avm tuvaleti oda tam oldu yine bütün tuvalet kağıtları yerdeydi
el yıkama ise baya zor oldu 
acaba şu portatif yanda taşınan hem adaptör olup hem poşeti olupta lazımlık olan bi model var ondanmı alsam diyorum ama yanımda herdaim onu nasıl taşıyıcam ki 


bahsettiğim adaptör
http://www.e-bebek.com/klozet_adaptorleri_ve_oturak/potette/potette_portatif_lazimlik_tuvalet_adaptoru/XYZ-95799 


birde Kaan ın çok fazla sıvı tüketmediğini düşünüyorum süt içmiyor sabahları 1 çay bardağı portakal suyu içiyor  su ise az o yuzden çok çıkmıyor tuvalate
bazen dikkat ettimde bitki çayı veya fazla sıvı aldığında çiş çiş deyip tutamayıp külodunu ıslatıyor bi miktar


bakalım yazın nasıl olacak


yinede bi toplu taşımaya binmedik ki nadir binmişizdir düşünüyorumda binsek çiş dese yaparmı tutarmı
bazen arabada çiş diyor tut oğlum diyorum mesefe zaten kısa sorun olmuyordu
bazende oyuna çevrip her arabaya bindiğimizde çişçiş diyor şakasına
yada evde sürekli çiş deyip gülüyor
anne birden pür dikkat kesildiği için sanırsam iyi bi eğlence oluyor Kaan paşama


şimdilik bizden bu kadar atlamamaya toparlamaya çalıştım 
uzun oldu sanırsam 
yine yaşadıklarımızı paylaşırım

not: bu arada başladığımızda 25 aylıktık 

22 Kasım 2011 Salı

özgür çocuk osho ( Iraz zaman ın paylaşımından alıntıdır )

ÇOCUĞUN NİTELİKLERİ

…Dinlemek ve duymak tamamıyla farklıdır. Çocuk şöyle diyor: “Duymakla ilgili bir zorluk yaşamıyorum ama dinlemekten bıktım. Duymak zorundasın –geveze anne oradadır- ama dinlemekle ilgili sorunum var. Dikkatimi veremiyorum.” Anne ve onun gevezeliği çocuktaki kıymetli bir şeyi mahvetmiştir: Onun dikkati. O son derece sıkılmıştır…

…Masumiyet, cesaret ve saflığın her ikisidir…

…Daha iyi bir dünyada her aile çocuklardan öğrenecektir. Onlara öğretmek için çok acele ediyorsun. Öyle görünüyor ki hiç kimse onlardan öğrenmiyor ve onların ne kadar çok öğretecek şeyi var. Ve onlara öğretecek senin hiçbir şeyin yok…

…Senin masumiyet olarak gördüğün şey vahşi olmaktan başka bir şey değildir. Senin saflık olarak gördüğün şey vahşi olmaktan başka bir şey değildir. Bir şekilde medeniyetin pençelerinin dışında kaldım…



...Ve bir kez yeterince güçlü olduğumda...Ve insanlar bu yüzden, “Çocuğun mümkün olduğunca çabuk yakasına yapış, vakit kaybetme çünkü çocuğu ne kadar erken kontrol edersen o kadar kolay olur. Bir kez çocuk yeterince güçlenirse o zaman onu isteklerin doğrultusunda boyun eğdirmek zor olacaktır” diye ısrar eder...

HAMİLELİK, DOĞUM VE BEBEKLİK

…Çocuklar senin aracılığınla gelir ama sana ait değildir. Onlara sevgini verebilirsin ama onlara fikirlerini dayatmamalısın…

…Ve “İnsanların sorunu nedir? ” diye sor. Bu tek bir şeye indirgenebilir: Anne. Çünkü anne psikolojik bir rahim sunmaya yeterli değildi, anne manevi bir rahim sunmaya yeterli değildi. Psikolojik olarak nevrozluydu, manevi olarak boştu. O yüzden çocuk için manevi besin yoktu, beslenmiyordu. Çocuk dünyaya fiziksel bir varlık olarak gelir, bir ruhu olmadan, merkezi olmadan. Anne merkezde değildi; çocuk nasıl merkezde olsun? Çocuk basitçe bir devamdı, annenin varlığının bir devamı…



…Ne tür bir ruhun geleceği senin nerede olduğuna bağlıdır…

…Bir anne bir çocuğa sarıldığında enerji akar. Enerji görünmezdir; biz ona sevgi, sıcaklık dedik...



…Annesi tarafından sevilmemiş çocuk kendisini varoluşta yabancılaşmış olarak bulacaktır. Varoluşa güvenemez. Kendi annesine bile güvenemezken başka birine nasıl güvenebilsin. Güven imkânsız hale gelir. Dünya ona eviymiş gibi gelmez. Şayet anne mutluysa, çocuğu emzirmekten keyif alırsa o zaman çocuk asla çok yemez çünkü güvenir; annesinin her zaman orada olduğunu bilir. Ne zaman aç hissetse ihtiyacı giderilir, o asla çok fazla yemez…

…Çocuk en başından itibaren yiyecek ve sevgi fikrini eşleştirir. Onlar neredeyse aynı madalyonun iki yüzü haline gelir. Onun sevgi nesnesi ve fikir nesnesi aynıdır…

…Ağlamak onda derin bir ihtiyaçtır. Ağlayarak o, her gün katarsisten geçer…



…Aksi taktirde durdurulmuş bir ağlamayla engellenmişlik durdurulur. Artık o bunu üst üste yığmaya devam edecektir. Ve sen üst üste yığılmış bir ağlamasın…

..Çocuk ne zaman hasta olursa ona daha çok ilgi gösterilir. Bu onda yanlış bir çağrışım yapar: Hasta olduğunda o diktatör halini alır, kendi kurallarını dayatır. Hastalıkların yüzde doksanı kendi kendine yaratılır, ilgi çekmek için, şefkat almak, önemli hissetmek için senin tarafından üretilir…




…“Yapamazsın, yapmayacaksın” bunların hepsi kirli sözcüklerdir…

KOŞULLANMA

…Onların mahremiyete, tam mahremiyete ihtiyacı vardır…Bir çocuk mahremiyete, muazzam bir şekilde, mümkün olduğunca çok, maksimum düzeyde ihtiyaç duyar, böylelikle kendi bireyselliğini müdahale edilmeden geliştirebilir…

…Anne babalar ne zaman çocuğu içine kapalı ya da tek başına görseler endişelenirler; hemen müdahil olurlar…



…Kişilik bir sargıdan başka bir şey değildir. Kişilik ( personality) güzel bir sözcükten, persona’ dan gelir; persona’ nın anlamı maskedir. Eski yunan tragedyalarında aktörler maske kullanırdı. Sona ses demektir, per içinden demektir…

…Çocuklar tek başlarına kalmaktan çok hoşlanırlar. Evet, anne babalar dikkatli, tetikte olmak zorundalar ki böylelikle çocuğa hiçbir zarar gelmesin ama bu negatif bir dikkattir; pozitif olarak müdahale etmemelidirler…

…Çocuklara soru sorabilecekleri şekilde yardım edilmeli ve anne babalar bu soruları gerçekten bilmedikleri sürece yanıtlamamalılar…



…“Söylediğim şeye inanmayın! Benim deneyimim bu ama onu size söylediğim anda o yanlış hale gelir çünkü o sizin için bir deneyim değildir. Ödünç alınmış bir bilgi engeldir”…

…Sirkte olan şey her zaman budur. Gidip görebilirsin. Aslanlar, güzel aslanlar bile kafestedir ve filler sirk yıldızının kamçısına göre hareket eder. Onlar aç bırakılmıştır ve sonra da ödüllendirilmiştir; ödül ve ceza. Tüm numara budur…



…Toplum anne baba iradesinin geniş halidir; anne baba bu toplumun ajanlarından başka bir şey değildir…

…Evet, bu basitçe hayatta kalma ihtiyacıdır. Çocuk yaşamak ister, bu yüzden uzlaşmaya başlar…

…O boyun eğdiği için ödüllendirilir; onun boyun eğmemesi cezalandırılır…

…Çocuklara saygı göster çünkü onlar kaynağa daha yakındır, sen çok uzağındasın…



…Bir anne de, bir baba da çocuklarına, “Bizden özgürleşmen gerek. Bize itaat etme, kendi zekâna güven. Yanlış yöne gitse bile bir köle olarak kalmandan ve her zaman doğru olmandan çok daha iyidir. Kendi başına hata yapıp onlardan öğrenmen, başka birini izleyip hata yapmamandan daha iyidir. Ancak o zaman takip etmek dışında bir şeyi asla öğrenemeyeceksin ve bu zehirdir, saf zehir” demek cesaret ister ve muazzam bir sevgi gerektirir…

…Normalde “hayır” denilen durumların yüzde doksan dokuzunda sadece otorite göstermek dışında bir neden yoktur…

…O tıpkı dünyanın kendi ekseninde yirmi dört saatte bir dönüş yapması gibi yedi yıllık hareketler yapar…İlk yedi yıl çok önemlidir çünkü hayatın temelleri burada yatar…Eğer bir çocuk yedi yaşına kadar masum, başkalarının fikri ile kirletilmeden bırakılabilirse, o zaman onun potansiyelinin gelişmesinden onu alıkoymak imkansız hale gelir…



…Yedi yaşından on dört yaşına kadar olan bir sonraki yedi yıllık döngü, hayata yeni bir katkıdır: Çocuğun cinsel enerjilerinin ilk kıpırdayışıdır; ancak bunlar sadece bir tür provadır…İkinci yedi yıl, hayattaki ikinci döngü, bir prova olarak önemlidir. Onlar buluşacak, karışacak, oynayacak, alışacaklar. Ve bu insanlığın neredeyse sapıklıklarının yüzde doksanından kurtulmasına yardım edecektir…

ANA BABALAR İÇİN TAVSİYE

…Mutsuzluk çok bulaşıcıdır, o bir hastalık gibidir. Eğer sen mutsuzsan seninle bağlantısı olan, ilişkisi olan, özellikle de çocuklar çok mutsuz olurlar. Ve çocuklar çok duyarlı, çok kırılgandır…



…Gerçekçi ol. Bir kurgu yaratma. Bir kurgunun içinde yaşıyor olmalısın. Asla bir “-meli” ile yaşama. Olanla yaşa; var olan her şey budur. Olan her şey, olandır…

…Sen bir anne olmayı seviyorsun ve çocuğa minnet duymalısın…

…Geçmiş zamanlarda çocuklar anne babalarından korkardı. Artık anne babalar çocuklarından korkuyor ama korku hala ortada. Tekerlek hareket etmiştir ama o aynı korkudur ve bir ilişki yalnızca korku yoksa var olabilir. Sevgi sadece korku olmadığında mümkündür…



…Şimdi sadece doğal ve mutlu ol! Çocukla dans et, çocuğu sev, çocuğa sarıl…

…Bazen öfkelenmek iyidir. Çocuk anne ya da babasının bir insan olduğunu öğrenmek zorundadır. Ve o da kızabilir. Ve eğer sen kızarsan çocuk da kızmakta özgür hissedecektir. Eğer sen asla kızmazsan çocuk suçlu hisseder. Her zaman bu kadar tatlı olan bir anneye nasıl kızmalıdır?...

…Sadece tatlı olma; ruh halin değiştikçe bazen acı, bazen tatlı ol. Ve bırak çocuk annesinin kendine ait ruh halleri ve değişik iklimleri olduğundan haberdar olsun; o da kendisi gibi bir insan…



…Bir çocuk yumuşaklığa ve sertliğe, yin ve yang’ a her zaman hazırlıklı olmak zorundadır. Durum ne olursa olsun, karşılık verebilmelidir…

…Tüm çocuklar ölümle ilgilidir; bu doğal meraklardan bir tanesidir. Ölümle ilgili soruları cevaplama; sadece bilmediğini, öleceğimizi ve göreceğimizi söyle. Ve bunun cevabını bilmediğin her şey için sessiz bir kabul olmasına izin ver…

…Şayet, bazen çocuğunda hoşuna gitmeyen bir şeyler bulursan kendi içine bak, onu orada bulacaksın; o çocuğa yansıtılır…



…Anne babalar çocukları hakkında şikayet ederken ne yaptıklarının farkında değildirler çünkü benim gözlemime göre çocukta yanlış bir şey varsa bu anne babadan geliyor olmalıdır. O yüzden çocuğun ne olmasını istiyorsan, ol. Dingin ol, şefkatli ol, sevgi dolu ol, neşeli ol…

…Sevgini ver ama hükmedilme. Çünkü çocukların algısı çok gelişkindir..

...Göründüğü kadarıyla onun hakkında aşırı endişelisin. Bazen bu bile onun zihninde gerginlik yaratabilir. Ona her şekilde özen göster ama endişelenmek özen göstermek değildir.Endişe çok tahrip edicidir...



...Hiçbir ilgi kötü değildir ama aşırı ilgi kötüdür...

...Anne aşırı güçlüdür ve onlar yumuşaktır ya da anne onların güçlü olmasına izin vermez. O zaman onlar tüm hayatları boyunca annelerin etrafında dolanırlar. Onlar yaşlansa bile, anne ölmüş ve gitmiş olsa bile hala önlüğünün iplerine tutunurlar; derinde onlar hala anneye bağımlıdır. Bu patolojik bir hal alır. O zaman adam karısına annesiymiş gibi bakmaya başlayabilir. O bir anne olmadan yaşayamaz. O kendisine annelik yapacak birisine ihtiyaç duyar...

...Eğer içerde bir şeylerin kaynadığını hissediyorsan ve bağırmıyorsan, çocuk olan şeyden çok rahatsız hisseder çünkü bu onun anlayacağının ötesinde bir şeydir. O hissedebilir...Senin bütün titreşimlerin bağırıyordur ve sen ise bağırmıyorsun ve hatta sen gülümsüyorsun ve kontrol ediyorsun...



...Çocukları kontrol etmenin en iyi yolu...Eğer sen birazcık kaotik hale gelirsen; onlar kontrollü hale geleceklerdir...

...Ona daha çok ve daha çok gülmeyi öğret...Onların tüm hayatı bir ibadet olacaktır çünkü kahkaha bir duadır...

...Eğer çocuk soruyorsa dürüst ol; eğer sormuyorsa gerek yok, henüz ilgilenmiyor...

GENÇLER

...Çünkü yeni kuşak daha zekidir. Zeka problem yaratır. Ve yeni kuşağın daha zeki olması doğaldır. Evrim böyle gerçekleşir...



...Çocuklar muazzam bir iş başarabilir ve onlarda bunu yapacak cesaret var. Belki anne babalar bunu yapmayabilir; onlar aşırı derecede koşullanmıştır...

...Kendini onlara göster ki hiçbir kopukluk olmasın. Bu onların da sana karşı samimi olmalarına yardım edecektir...

...Gençlerin bir gruba, herhangi birşeye ait olmak için güçlü bir arzusu vardır. Bu ihtiyaç neyi yansıtır? Bu tarz şeylerin gerçekleşmediğini Doğu’ da görebilirsin. Çocukların aileye ait olması gibi basit bir neden yüzünden bu tarz şeylerin olmadığını görebilirsin...

...Bana göre, bu hayal zamanını deneyimlemeleri onların hayatın daha farklı olabileceğini – mutsuz olması gerekmediğini, acı dolu olması gerekmediğini- hatırlamalarına yardım edecektir diye hissediyorum...



...Ben maddeciliğe karşı değilim ama tek başına maddecilik seni sadece ölüme götürebilir çünkü madde ölüdür. Eğer o manevi ihtiyaçlara hizmet ederse kesinlikle maddeciliğin yanındayım. Şayet maddecilik efendi değil de bir köle ise; o zaman o son derece iyidir...

...Eğer meyve zehirli hale dönüşürse ağacı mı suçlarsın yoksa meyveyi mi? Sen ağaçsın ve bu çılgın görünümlü genç insanlar senin meyvelerin...

...Mutluluk, kendinden geçmek tamamen unutulmuş bir lisandır. Toplumun mutsuzluğa olağanüstü bir yatırımı vardır...

...Toplum insanlıktan daha önemli hale gelmiştir...

...Mutluluktan kendinden geçmek her çocukta doğuştan vardır...

...Toplum hastadır ve o mutluluktan kendinden geçen insanlara izin veremez...



...Mutluluktan kendinden geçmek kafaya ait değildir. Mutluluktan kendinden geçmek kalbe aittir. Ne zaman bir şeyin içinde bütün olarak varsan kendinden geçersin. Mutluluktan kendinden geçmek kalbe aittir, bütüne aittir...

...Çünkü çocukluğundan itibaren sorumlu olmamak öğretilmiştir. Bağımlı olman öğretilmiştir. Sana babana karşı, annene karşı, ailene karşı, anavatanına karşı, tüm bu saçmalıklara karşı sorumlu olman öğretilmiştir. Ancak kendine karşı sorumlu olman gerektiği, hiç kimsenin senin sorumluluğunu almayacağı sana söylenmemiştir...

EĞİTİM

...Bir insan ne kadar bilgiliyse öğrenme kapasitesi o kadar düşüktür. Bu yüzden çocuklar yetişkinlerden daha çok öğrenme kapasitesine sahiptir...

...Benim eğitim vizyonum hayatın ayakta kalmak için bir mücadele olarak görülmemesidir; hayat bir kutlama olarak görülmelidir...

...Ve dünyada mevcut olan herşey – eğitim, seni bunlarla uyumlu olmaya hazırlamalı- ağaçlarla, kuşlarla, gökyüzüyle, Güneş’ le ve Ay’ la. Eğitim seni kendin olmaya hazırlamalı. Şu an o seni bir taklitçi olmaya hazırlıyor; o sana nasıl başkaları gibi olunacağını öğretiyor...




...”Eğitim sözcüğünün iki anlamı vardır, ikisi de güzeldir. Ne kadar uygulanmasa da bir anlamı gayet iyi bilinir. O da şudur: Senden birşey çıkartmak. “Eğitim” şu anlama gelir: Tıpkı bir kuyudan su çekmek gibi senin içinde olanı dışına çıkarmak, potansiyelini gerçekleştirmek...

...Ve sözcüğün diğer bir anlamı çok daha derindedir: “Eğitim” ( education) sözcüğü educare’ den gelir. Bu seni karanlıktan aydınlığa götürmek demektir. Muazzam öneme sahip bir anlam: Seni karanlıktan aydınlığa çıkarmak...

...Ve bu bedel çok büyüktür: Rahatlık edinirsin ama ruhunu kaybedersin...

...Eğitim şimdiye kadar zekanın eğitimi değil, hafızanın, anımsamanın eğitimi olmuştur. Hafıza zihindeki mekanik bir şeydir. Zeka bilinçtir. Zeka ruhunun bir parçasıdır, hafıza beynin bir parçasıdır. Hafıza bedene aittir. Zeka sana aittir...



...Devletin, düzenin ve toplumun kurumlarının hepsinin gelişimi engellediğini unutma. Onlar niçin gelişimi engelliyor? Çünkü her gelişme meydan okuma getirir ve onlar yerleşmiştir. Düzenin bozulmasını kim ister? İktidarda olanlar yeni hiçbirşeyin olmasını istemezler çünkü bu güç dengesini değiştirecektir...

...Eğitimin parçası olarak hiçbir türden sınav değil, her gün her saat öğretmenler tarafından gözlem olmalıdır. Hiç kimse kalmaz, hiç kimse geçmez: Sadece bazı insanlar daha hızlıdır ve bazı insanlar birazcık tembeldir...

...Kişi kendisidir, kıyaslanamaz. Bu nedenle sınavların bir yeri olmayacaktır...

...Ve herkes doğuştan bir şeydir. Onu ıskalayabilirsin, onu belki de bilmeyebilirsin...

...Tıpkı bir bahçıvanın ağaca yardım etmesi gibi...Ağacı daha hızlı büyüsün diye çekemezsin; bu şekilde hiçbir şey yapamazsın, pozitif olarak hiçbir şey yapılamaz. Tohumu ek, sula, gübre koy ve bekle! Ağaç kendiliğinden olur. Ağaç olurken kimsenin onu incitmemesini ve ona zarar vermemesini sağla. Öğretmenin işlevi budur: Öğretmen bir bahçıvan olmalıdır...



ANNE BABAYLA BARIŞMAK

...Öfkenin içinde sen başka birisinin hatası için kendini cezalandırırsın...

...Onlara nasıl bir anne ya da nasıl bir baba olunacağının öğretilmesi yerine onlara nasıl bir Hristiyan olunacağı, nasıl bir Marksist olunacağı, nasıl bir terzi olunacağı, nasıl bir tesisatçı olunacağı, nasıl bir felsefeci olunacağı öğretilmişti. Tüm bu şeyler iyidir ve gereklidir fakat temel birşey eksiktir. Eğer onlar çocuk yapacaksa, o zaman onların en önemli eğitimi nasıl bir anne olunacağı, nasıl bir baba olunacağı olmalıdır...



...Artık var olmayan geçmişle mücadele etmek ve kızmakla zamanını ve enerjini heba etmektense tüm enerjini bireyliğinin büyüsü olmaya aktar...

...Aile ile ilgili sorun şudur, çocuklar çocukluktan çıkar ama anne babalar asla ebeveynlikten çıkmazlar...

MEDİTASYON

...Meditasyon bizim yitirmiş olduğumuz doğal bir haldir. Çocuğun gözlerinin içine bak ve muazzam bir sessizlik ve masumiyet göreceksin. Her çocuk bir meditasyon haliyle gelir...

...O gerçekten kaybedilemez: O yalnızca unutulabilir. Biz meditasyoncular olarak doğduk, ondan sonra zihnin yöntemlerini öğrendik...



...Elbette o mistikler içindir. Fakat herkes bir mistiktir çünkü herkes fark edilmesi gereken büyük bir gizemi içinde taşır, herkes hayata geçirilmesi gereken büyük bir potansiyeli taşır. Herkes bir gelecekle doğar... 

...Ve çocuklar buna en çok muktedir olanlardır. Onlar doğal mistiklerdir. Ve onlar toplum tarafından mahvedilmeden, diğer robotlar, diğer bozulmuş insanlar tarafından mahvedilmeden önce onların biraz meditasyonla tanışmalarına yardım etmek daha iyidir...



...Onlar zekalarını yitirmeye başladıkları gün zerafetlerini kaybetmeye başlarlar. Onlar doğal ritmlerini, doğal nezaketlerini kaybetmeye başlarlar ve plastik davranışları öğrenmeye başlarlar...

...Tam on dört yaşına yaklaşıyorken meditasyona başlaman gerekir. Her yedi yıldan sonra zihin değişir. On dördüncü yılda çok büyük bir değişim olacak...

...Çocuklar meditasyona dans aracılığıyla çok kolay girebilirler çünkü dans doğal olmayan, yapay bir şey değildir; insan dansın gerekliği ile doğar...

...Onların bastırılmış enerjisi açığa çıkarılmalıdır...




bire bir bir alıntı olsada
bu kaynağı kaybetmemek ve sürekli okumak adına ...
http://okuanlat.blogspot.com/2009/10/osho-cocuk.html
bugün araştırma önemli bilgiler yakalama depolama günüm ilan ediyorum 


osho çocuk la ilgili bulduğum konuları aktaracağım 

Hangi Sebze Hangi Mevsimde Yenir?

Günümüzde tarım ve teknolojide yaşanan gelişmeler sayesinde hemen her mevsimde bütün sebze ve meyvelere ulaşma imkanımız var. Ancak bu sağlıklı bir beslenme şekli mi?
Yüzlerce yıl önce İbn-i Sina: sebze ve meyveyi mevsiminde yiyin, şeklinde bir öneride bulunmuş. Bunun önemi, ürünlerin doğallığının değeri günümüzde yeni/yeniden keşfedilir.
Peki... sebzelerin doğal olarak yetiştiği aylar hangisi ve hangi mevsimde ne yemeliyiz?
SEBZELER
BAMYA: Haziran - Temmuz - Ağustos
BARBUNYA: Nisan - Mayıs - Haziran
BEYAZ LAHANA: Kasım - Aralık - Ocak - Şubat
BEZELYE: Nisan Mayıs - Haziran
BROKOLİ: Ocak - Şubat - Mart
CARLİSTON BİBER ve DOLMALIK BİBER: Haziran - Temmuz - Ağustos - Eylül
DEREOTU: yılın her mevsimi
DOMATES: Haziran - Temmuz - Ağustos - Eylül - ekim - Kasım
HAVUC: Eylül - Ekim - Kasım - Aralık - Ocak - Şubat - Mart
İÇ BAKLA: Nisan - Mayıs - Haziran
ISPANAK: Kasım - Aralık - Ocak - Şubat - Mart
KARNABAHAR: Kasım - Aralık - Ocak - Şubat - Mart
KEREVİZ: Kasım - Aralık - Ocak - Şubat
KIRMIZI LAHANA: Kasım - Aralık - Ocak - Şubat
KIRMIZI SALÇALIK BİBER: Ağustos - Eylül - Ekim
KURU SOGAN: Yılın her mevsimi
MADIMAK: Mayıs
MANTAR: Eylül - Ekim
MAYDANOZ: yılın her mevsimi
MARUL: Nisan - Mayıs - Haziran
PATATES: yılın her mevsimi
PATLICAN: Haziran - Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım
PIRASA: Kasım - Aralık - Ocak - Şubat - Mart
SALATALIK: Mayıs - Haziran - Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim
SEMİZOTU: Nisan - Mayıs - Haziran
SİVRİ BİBER: Haziran - Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim
TAZE FASULYE: Mayıs - Haziran - Temmuz - Ağustos - Eylül
TAZE YEŞİL KABAK: Kasım - Aralık - Ocak - Şubat - Mart
TURP: Ocak - Şubat - Mart
MEYVELER: Ağaçta büyüyen meyveler için yukarıdaki durum söz konusu değil ama bunların da depolanma suresi boyunca kullanılan ilaçların zararını en aza indirmek için yıkama işleminde titiz davranmak gerektiği belirtiliyor. Çilek üretimi farklı olduğu için belirtmek gerekir:
ÇİLEK: Mayıs - Haziran
Aylara Göre Beslenme Şekli
OCAK: Sebze ve et suyu ile hazırlanmış çorbaları sofranızdan eksik etmeyin. Hareketsiz gecen soğuk kış günlerinde çorbalar bağırsak sistemini düzenler. Soğuk havalarda vücuda direnç veren balık ve baklagiller de en çok tüketilmesi gereken besinlerden.
ŞUBAT: Kansere karşı etkili lahanagilleri (lahana, Brüksel lahanası, karnabahar ve brokoli) sık sık yiyin. Bol betakaroten içeren havuç ile salata, zeytinyağlı yemek veya havuç suyu hazırlayın.
MART: Mart, yaza hazırlık ayıdır. Hafif beslenmeye ve diyet yapmaya başlamanın tam zamanıdır. Mart, ayni zamanda ilkbahara geçiş ayıdır. Bu nedenle hafif bir o kadar da direnç verici besinleri tüketmeye özen göstermek gerekir. Balık, ızgara et, sebze ve meyveler bol tüketilmeli.
NİSAN: Kuzu etinin en taze ve lezzetli zamanı. Bu aylarda et olarak kuzu etini tercih edin. Sutlu hafif tatlılar pişirin. Sabah kahvaltısında ve geceleri yatmadan önce bir bardak sut için. Hafif ama sağlıklı beslenerek ve açık havada düzenli yürüyüşler yaparak fazla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz.
MAYIS: Çilek kısa omurlu bir meyve. içeriğindeki zengin vitamin (özellikle C vitamini) ve mineraller sayesinde ani enerji verip, geçiş mevsiminde ortaya çıkan yorgunluk belirtilerini giderir.
HAZİRAN: Kısa omurlu dut ve kirazı bu ayda bol bol tüketin. Her ikisi de zengin vitamin ve mineral kaynağı.
TEMMUZ: Semizotu, balıktan sonra en çok omega - 3 içeren sebze. Vücut tarafından üretilmeyen bir yağ asidi olan Omega - 3, kalp hastalıklarına, zihinsel karışıklığa ve bunamaya karsı etkili.
AĞUSTOS: Yaz meyve ve sebzelerinin en olgun zamanı. Meyveleri bol yiyin. Bunun yanı sıra balık, zeytinyağlı sebze, hafif soslu makarnaları günlük öğünlerinize paylaştırın.
EYLÜL: Eylül, kışa hazırlık ayıdır. Vücudu soğuk mevsime hazırlamak gerekir. Bol balık, sebze, meyve ve makarna gibi enerji verici karbonhidratlar ağırlıklı beslenin. Mürdüm erik ve fındığı hergün belli bir miktar tüketmeye özen gösterin.
EKİM: Ekim ayı omega - 3 içerikli cevizin tam zamanı. Cevizi bu aylarda bol bol tüketin. Ayrıca mantarlı nefis yemekler pişirebilirsiniz. Mantar, balık, et ve sebzelere çok yakışır. Mantarı ızgarada üzerine peynir serperek pişirip kahvaltıda da yiyebilirsiniz.
KASIM: Kasım ayında balkabağından bol bol yararlanın. Çorbası, tatlısı ve pastası ile nefis lezzetler hazırlayabilirsiniz . Balkabağını ayrıca etli sebze yemeklerine de ilave edebilirsiniz. içerdiği bol betakaroten sayesinde kansere karşı etkili bir sebze.
ARALIK: Soğuk algınlığı hastalıklarına yakalanmamak için sağlıklı beslenin. Portakal veya greyfurt suyu için. Ispanak, baklagil, et, yoğurt, muz,elma ve kuruyemişleri bol tüketin.


(alıntıdır)